pyrrhon ne demek?

Pyrrhon veya Firon MÖ 365-275 yılları arasında yaşamış olan kuşkuculuğun kurucusu ünlü Yunan düşünür. Abderalı Anaksarkhos'un öğrencisi olan Pyrrhon Elis'de öğretmenlik yaptı. Yaşamındaki en önemli olay, hocası Anaksarkhos ile İskender'in yanında Orta Asya'ya, Hindistan'a dek gitmiş ve buradan Doğu kültürü, Hint bilgeliğini öğrenmiş olmasıdır.1

İnsanın bilgiye ulaşmasının, görünüşleri aşıp, gerçekliğe erişmesinin olanaksız olduğunu savunan Phyrrhon, her görüş için lehte ve aleyhte aynı derecede güçlü olan kanıtlar bulunduğunu, bundan dolayı yapılması gereken en iyi şeyin hiçbir tarafa meyletmemek, bilgisizlik itirafında bulunmak, hiçbir şey söylememek, yargıyı askıya almak olduğunu söylemiştir. Buradan yola çıkılarak arzularımızı ve hislerimizi de yok etmemiz gerektiğiyle ilgili bir takım ahlaki sonuçlara da varılır.

Elisli Pyrrhon'a göre düşünce yararsızdır çünkü gereksiz tartışmalar ve bunların sonucu olarak da mutsuzluk doğurmaktadır. Pyrrhon'un öğrencisi Philuslu Timon bu şüpheciliğe kalıcı ve etkileyici bir ilke eklemektedir: Yapabileceğimiz tek şey düşünmeden ve karşı koymadan, doğa yasasına uymaktır.2

Büyük İskender için yazmış olduğu bir şiir dışında, savunduğu kuşkuculuğun bir gereği olarak, yazılı hiçbir şey bırakmamıştır. Hiç yazmadığından dolayı düşünceleri öğrencileri vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır.3 Aenesidemos, Pyrrhoncu kuşkuculuğun kuramsal yapısını düzenlemiştir. Bugün Pyrrhon hakkında bildiklerimiz Aenesidemos'un Phyrrhonca Konuşmalar, Sextus Empiricus'un Phyrrhonizmin Ana Hatları kitaplarına dayanmaktadır. Ayrıca, Pyrrhon'un görüşlerine öğrencisi olan Phliuslu Timon'un şiirlerinde de rastlanır. Diogenes Laertios da Ünlü Filozofların Yaşamları, Öğretileri ve Deyişleri adlı eserinde Pyrrhon'un dünya görüşünden bahsetmiştir.4

Bu felsefi öğretinin, dünya görüşünün hayata yansıyan örneklerinden biri için herhangi bir konu ele alındığında; mesela Tanrı konusu ele alındığında bu öğretinin temsilcilerinden ve Pyrrhon hakkında bize bilgi veren Sextus Empricus bu felsefi öğreti kapsamında Tanrı konusunu şöyle ele alır:

Tanrı için tanım: Her şeyin yaratıcı gücü olmak-olan anlamında kullanır. Tanrı'nın bilinemeyeceğinden söz eder. Şöyle ki; ortaya 3 epistemolojik neden koymuştur. Bunlardan birincisi:

Tanrı'nın ne olduğu, ne' liği sorunu...

Birçok farklı Tanrı tanımı vardır.

Maddeden oluşur mu oluşmaz mı - neyden oluşur? Evrenin içinde mi dışında mı? Dünya işlerine karışır mı karışmaz mı? Tek mi çok mu? vb. birçok sorulabilecek sorular öğrenile bilmeyecek şeyler... Bunlar Tanrı'nın lehinde bir yere varılamayacak şeyler. Hangi Tanrıdan bahsediyoruz ve bu farklı Tanrı-tanımlarından hangisini/hangilerini nasıl, niçin, seçmeliyiz?

Bunun için bir kanıta ihtiyacımız var. Tanrı hakkında bir şeyden bahsedildiğinde kanıt dediğimiz şey artık sonsuz öteleme sorununa dönüşür. Çünkü ortaya konan her kanıt kendisi için de bir kanıta ihtiyaç duyacaktır. Bunu aşmanın, çözmenin tek yolu Tanrı'nın kendi kendisini aşikar, belirgin kılmasıdır. Fakat bugüne değin öyle olsaydı eğer bu kadar çok Tanrı-tanımı ve din zaten ortaya çıkmazdı. Nedenlerin ikincisi Tanrı'nın varlığı sorununu sunmuş olduk.

Son neden olarak üçüncüsü ise kötülük sorunudur.

Yeryüzünde neden kötülük vardır? Eğer Tanrı her şeyin nedeni, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, her şeye egemense yani her şeyin yaratıcı gücü olansa o zaman kötülük de ondandır. Tanrı dediğimiz kötülüğü de barındırandır. Eğer Tanrı yalnızca iyiliklerin nedeniyse, kötülükler ondan barınmıyorsa o zaman Tanrı izafiyet içeriyor demektir; her şeye hakim olamayan, her şeyin nedeni olamayan, her şeye gücü yetemeyen, her şeyi bilemeyen. Oysa hem izafiyet hem de kötülük Tanrıya ithaf edilen şeyler değildir. Yani dinler ve Tanrı'lar tanımlanırken insanoğluna tanıştırılıp iman etmesi beklenirken Tanrı hem kötülüğü hem izafiyeti barındıran olarak tanımlanmıyor.

Böylece sonuç olarak bu felsefi öğretinin hayattan herhangi bir konuya yaklaşımına bir örnek verilmiş olundu.

Kaynakça

5

Orijinal kaynak: pyrrhon. Creative Commons Atıf-BenzerPaylaşım Lisansı ile paylaşılmıştır.

Footnotes

  1. Orhan Hançerlioğlu,Düşünce Tarihi,Remzi Kitabevi,1974 syf.86

  2. Diogenes Laertius. Lives and Opinions of Eminent Philosophers / Translated by C. D. Yonge. London: Georg Bell & Sons, 1915, pp. 407-420.

Kategoriler