Son güncelleme: 20 Aralık 2025
Prens Yelü Bei (耶律倍) (d. 899 - ö. 937), Liao Hanedanı'nın (907-1125) kurucusu Abaoji'nin en büyük oğlu ve ilk veliaht prensidir. Aynı zamanda yetenekli bir ressam, yazar ve stratejist olarak da tanınır. Hayatı, siyasi entrikalar, kültürel katkılar ve trajik bir sonla doludur.
Yelü Bei, Abaoji'nin en büyük oğlu olarak, küçük yaşlardan itibaren askeri ve siyasi eğitim almıştır. Babasının liderliğinde çeşitli seferlere katılmış ve askeri yeteneklerini göstermiştir. Aynı zamanda, Çin kültürüyle de yakından ilgilenmiş, Çince öğrenmiş, Çin klasiklerini okumuş ve Çin sanatıyla ilgilenmiştir. Bu durum, onu babası Abaoji'den ayıran önemli bir özellikti.
Abaoji'nin ölümünden sonra, Yelü Bei, Liao Hanedanı'nın veliaht prensi olarak ilan edildi. Ancak bu durum, hanedanın içindeki bazı gruplar tarafından hoş karşılanmadı. Özellikle, Abaoji'nin dul eşi Dul İmparatoriçe Shulu Ping, Yelü Bei'nin yerine kendi oğlu Yelü Deguang'ı tahta geçirmek istiyordu. Bu durum, Liao Hanedanı içinde ciddi bir taht mücadelesine yol açtı.
Dul İmparatoriçe Shulu Ping'in entrikaları ve desteklediği Yelü Deguang'ın askeri gücü sayesinde, Yelü Bei tahtı ele geçiremedi. Bunun üzerine, 930 yılında Çin'deki Tang Hanedanı'na sığındı.
Tang Hanedanı tarafından iyi karşılanan Yelü Bei, burada "Zhao Yanshou" adını aldı ve önemli bir pozisyona getirildi. Tang Hanedanı sarayında, kültürel faaliyetlerine devam etti ve sanatsal yeteneklerini sergileme fırsatı buldu.
Tang Hanedanı'nın yıkılmasından sonra, Yelü Bei, daha sonra Jin Hanedanı olarak bilinen Later Jin Hanedanı'na sığındı. Ancak, Later Jin Hanedanı İmparatoru Shi Jingtang tarafından 937 yılında öldürüldü. Ölümünün ardındaki nedenler tam olarak bilinmemekle birlikte, Liao Hanedanı ile ilişkileri ve siyasi entrikalar nedeniyle öldürüldüğü düşünülmektedir.
Yelü Bei, kısa ve çalkantılı yaşamına rağmen, Liao Hanedanı tarihinde önemli bir figür olarak kabul edilir.
Yelü Bei'nin hayatı, bir yandan siyasi entrikaların ve taht mücadelelerinin acımasızlığını gösterirken, diğer yandan kültürel alışverişin ve sanatsal yaratıcılığın önemini vurgulamaktadır.