semerkant ne demek?

Semerkant, Özbekistan'ın 12 ilinden biri olan Semerkant ilinin yönetim merkezi olan şehir. Zerefşan Nehri vadisinde, Taşkent'in 275 km güneybatısında yer alır. Nüfus açısından Özbekistan'ın en büyük ikinci şehri, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. 2500 sene öncesine dayanan tarihiyle dünyanın en eski şehirleri arasında yer alan Semerkant, İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında yer almasından dolayı tarih boyunca siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan önemli bir yerleşim yeri oldu.

M.Ö 6. yüzyılda Persler tarafından kurularak Soğdiana bölgesinin merkezi haline gelen şehir, antik dönem boyunca Soğd kültürünün merkezi konumundaydı. M.Ö 329'da Büyük İskender tarafından ele geçirilen şehir, Helenistik dönemde gelişmeye devam etti. 711'de Müslüman Araplar tarafından fethedildikten sonra İslam medeniyetinin önemli şehirlerinden biri haline geldi. İslam coğrafyacılarının yanı sıra doğulu ve batılı seyyahlar tarafından da övülerek kaynaklarda İslâm’ın kubbesi ve dünya cennetlerinin en önde geleni şeklinde tanımlandı. Şehir, özellikle kâğıdı ile meşhur olup İslam toprakları üzerindeki en kaliteli kâğıt burada üretiliyordu. 1220'de Cengiz Han tarafından ele geçirilerek tahrip edilene kadar İranî ve Türkî hanedanlar tarafından yönetildi. Timur'un başkenti olduğu dönem, Semerkant'ın altın çağı olarak kabul edilir. Semerkant, 15. yüzyılda Timur ile onun oğulları ve torunlarının yaptırdığı eserlerle İslâm mimarisinin en güzel örneklerini barındıran bir şehir haline geldi. Semerkant'a muazzam görünümünü veren tarihi yapıların bulunduğu Registan meydanı bugünkü şeklini 17. yüzyılda Buhara Hanlığı döneminde aldı.

1868'de Rus işgaline uğrayarak Rus Çarlığının bir parçası haline gelen Semerkant, 1924 yılında kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. 1930 yılında Taşkent başkent olana kadar Özbekistan SSC'nin başkenti olmaya devam etti. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsız olan Özbekistan Cumhuriyeti'nin, Semerkant İli'nin yönetim merkezi oldu. 2001 yılında UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi'ne eklendi. Tarihsel anıtlarıyla çok sayıda turist çeken Semerkant1 günümüzde önemli bir otomotiv sanayisi, besin sanayisi, dokuma sanayisi ve öğretim merkezidir. Semerkant iki bölüme ayrılır. Eski şehir ile Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği günlerinde gelişen yeni şehir. Eski şehirde tarihi anıtlar, eski özel evler ve mağazalar bulunurken, yeni şehirde yönetim merkezleri, kültür merkezleri ve eğitim kurumları bulunmaktadır.

Etimoloji

Semerkant isminin ilk olarak ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. İlk olarak M.S 1. yüzyılda Antik Yunan ve Roma kaynaklarında Marakanda adıyla geçen şehrin isminin, İslamiyet'ten önce bölgenin yerel dili olan Soğdca'da "taş", "kaya" anlamındaki asmara ve aynı coğrafyada yer alan Taşkent ve Pencikent gibi birçok şehir isminin sonunda yer alan "şehir" veya "yerleşim birimi" anlamındaki Soğdca kant/kent kelimesinin birleşmesinden meydana geldiği kabul edilmektedir.2 M.S

  1. yüzyılda yazılmış Soğdca belgelerde Sm'rkndç şekilde geçen şehrin ismi Çin vekayinamelerinde ise Sa-mo-kien, ''Sie-mi-sz-kan" ve "Sa-ma-rh-kan" olarak geçmektedir.

Tarihi kaynaklarda Türkler'in şehre, zenginliğinden dolayı Semizkend dedikleri belirtilir. Kaşgarlı Mahmud 11. yüzyılın sonunda kaleme aldığı Dîvânu Lugâti't-Türk adlı eserinde Semerkant için;

".. "صآمِز كآند Semizkend" denir; büyük olduğu için böyle denilmiştir. Farsçada سمرقند derler."3

demektedir. Birûnî, çeşitli ülkelerin coğrafyasına ait sunduğu verilerin yer aldığı Kanun-i Mesudî adlı eserinde, Semerkantla ilgili verilerini sunarken; Samarkand, Türkçesi ise Semizkend, yani semiz/kalın şehir ifadesini kullanmıştır. Bâbür Şah, Bâbürnâme adlı hatıratında da Türk ve Moğol halklarının şehrin adını Semizkend diye söylediklerini belirtir. Soğdça bir kelime olan ve şehir anlamına gelen kent kelimesi gunümüz Türkçesi'nde hala aynı anlamda kullanılmaktadır.

Tarihçe

Rivayetler, dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Semerkant'ın kuruluşunu mitolojik olarak Firdevsî'nin Şehnâme adlı eserinin baş kahramanlarından Feridun'a dayandırmaktadır. Avesta ve Şehnâme'ye göre İslam öncesi İran hanedanlarının ilki olan Pişdâdîler'e mensup yarı mitolojik bir karakter olan Feridun, hakimiyeti altındaki toprakları üç oğlu arasında taksim etmiştir. Selm'e Hindistan'ı, Îrec'e İran'ı, Tûr'a da Turan'ı vermiştir. Turan ile İran arasına Siriderya nehrini sınır olarak koymuş, sonra da oğlu Tûr için Semerkant'ı inşa ettirmiştir. Şehnâme'nin, en önemli karakterlerinden olan ve Tur'un soyundan gelen efsanevi Turan hükümdarı Efrâsiyâb, Semerkant'ı imar edip oraya yerleşmiştir. Orta Asya'nın Türkî halkları tarafından bir kahraman olarak benimsenen ve kendisine birçok hikmetli sözler ve öğütler atfedilen Efrâsiyâb’ın Semerkant hâkimiyetiyle ilgili rivayetlerden, o dönemde henüz varolmayan Semerkant'ı değil ancak şehrin kurulduğu bölgeyi egemenlik altına aldığı anlaşılmaktadır. Tepedeki kale için kullanılan Efrâsiyâb kalesi terimi yazılı kaynaklarda 17. yüzyılın sonlarından itibaren görülmektedir. Bu nedenle eski şehrin antik dönemden günümüze ulaşan harabelerinin bulunduğu arkeolojik alana Efrâsiyâb adı verilmiştir. Başka bir rivayete göre Semerkant ilk defa İslam öncesi İran hanedanlarından ikincisi olan Keyânî hükümdarlarından Keykâvus tarafından inşa edilmiştir. Semerkant şehrini İskender'in kurduğu şeklinde rivayetler de bulunmaktadır. İskender, fethettiği bölgelerde İskenderiye adını yaşayan on iki büyük şehir kurmuştur. Bunlardan üçü Horasan bölgesinde olup Semerkant'ta bunlardan biridir. Önceleri İskenderiye adıyla bilinen bu şehrin ismi zamanla değişip Semerkant adını almıştır. İskender, bölgeye vardığında çok kıymet verdiği ve son derece saygı duyduğu yanındaki bir şahıs hastalanmıştır. Hastanın rahatsızlığı orada konaklamaya başladıktan sonra azalınca doktorların buranın havasının sağlıklı olduğunu belirtip burada konaklamalarını söylemesi üzerine burada kalmaya devam edilmiş ve eğer burada ikamet edilirse hastanın tamamen iyileşeceği umulmuştur. Bunun üzerine İskender yanında bulunan komutanlarına buraya yerleşilmesini, herkesin içinde oturabileceği bir ev bina etmesini ve orada bir kanalın açılmasını emretmiştir. Bunun üzerine 12 bin asker, 12 bin ev ve şehrin içinden geçen büyük kanalla birlikte evlerin içinde akan arklar inşa etmişlerdir. Başka bir rivayete göre Semer, İskender'in cariyelerinden birinin ismidir. İskender, Semerkant şehrini bu cariye için inşa etmiştir. Ancak tarihi ve arkeolojik olarak ele alındığında İskender'in bölgeye geldiğinde Semerkant şehrinin zaten var olduğu görülmektedir. Bu rivayetlerin, onun şehrin büyük dış surlarını yaptırması ve bölgede üç yıl süren mücadeleleri esnasında Semerkant'ı ana karargah olarak kullanması ile ilgili olduğu görüşü yaygındır.4

Antik Semerkant'ın harabelerinin bulunduğu Efrâsiyâb tepesindeki ilk kazı çalışmaları 19. yüzyılın sonunda Rus arkeolog Nikolay Veselovsky tarafından gerçekleştirildi. Efrâsiyâb kalıntıları Sovyetler Birliği döneminde devlet koruması altında alınarak arkeolojik sit alanı olarak ilan edildi ve 1970 yılında uzun yıllardır toplanan kazı ve bilimsel araştırma buluntularını barındıran, bir Afrasiyab Müzesi kuruldu5. Ancak, Semerkant'ın kesin olarak ne zaman kurulduğuna dair bir kanıt yoktur. Semerkant Arkeoloji Enstitüsü araştırmacıları kentin MÖ 8. ve 7. yüzyıllar arasında varlığını savunuyorlar. Şehir sınırları içinde yapılan arkeolojik kazılarda, Geç Paleolitik döneme kadar uzanan kırk bin yıl öncesine dayanan insan yaşamına dair izler ortaya çıkarılmıştır. Şehrin banliyölerinde M.Ö. 12 - 7. binlere tarihlendirilen bir grup Mezolitik dönem arkeolojik alanlar keşfedilmiştir. Şehri su ile besleyen Zerefşan Nehrine bağlı Siab ve Darg'om kanallarının, MÖ 7. ila 5. yüzyıllarda erken Demir Çağında oluştuğu tespit edilmiştir.

Semerkant, ilk olarak bugünkü şehir merkezinin kuzeyinde kalan Zerefşan Nehrinin güney kıyısındaki vadiye hakim yüksek bir mevkide kurulmuştu. Cengiz Han'ın 1220'de şehri tahrip etmesinden sonra daha güneyde bugünkü modern Semerkant’ın bulunduğu bölgede yeni bir şehir kurulmuştur. Elde edilen arkeolojik ve tarihi verilere göre Semerkant'ın, M.Ö 535 yılında Pers hükümdarı Büyük Kiros tarafından ileri bir karakol olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Arkeolojik verilere göre şehir Persler dönemde 218,5 hektarlık bir alanı kaplamakta olup o dönemde Orta Asya’nın, hatta dünyanın en büyük şehirlerinden biri konumundaydı. Semerkant ilk zamanlardan itibaren Soğd, medeniyetinin merkezi konumundaydı.6 Soğdiana satraplığının yönetim merkezi olarak uzun süre Ahameniş İmparatorluğu'nda önemli bir rol oynadı.

Semerkant'ın tarih sahnesine çıkışı, Makedonya Kralı Büyük İskender'in Pers İmparatorluğunu yıktıktan sonra M.Ö. 329'da Soğdiana'yı ele geçirmesiyle gerçekleşir. Antik Yunanlar tarafından Marakanda (Eski Yunanca: Μαράκανδα) adıyla anılan Semerkant'ı7 zapteden Büyük İskender, kendisine karşı ayaklanmayı bahane ederek şehri yakıp yıktı. Ancak şehri dışarıdan gelecek saldırılardan korumak için etrafına büyük bir surla inşa ettirdi. Semerkant, İskender'in ilk fetihleri ​​sırasında önemli zararlar görmesine rağmen hızla toparlandı ve yeni Helen etkisi altında gelişti. İskender'in ölümünden sonra şehir, İskender'in komutanlarından Selevkos’un eline geçti. Antik Semerkant ile ilgili en eski arkeolojik kalıntılar Selevkos kralı I. Antiokhos dönemine aittir. Şehir, M.Ö 189 yılında Helenistik dönem krallıklarından Grek-Baktriya Krallığı'nın sınırları içerisine dahil oldu. Ancak Yunanlar şehirde küçük bir idareci sınıf olarak kaldı. Hakim dilin Soğdca olduğu şehirde nüfusun çoğunluğunu İran menşeli Soğdlar oluşturmaya devam etti. Semerkant’ın başşehri olduğu Soğdiana'da mutlak bir hükümranlık yoktu. Merkez Semerkant’ın üstünlüğünün tanındığı bağımsız Soğd krallıklarından oluşan bir konfedarasyondu. Bölgede İran kültürü ve Budizm kültürü bir arada yaşıyordu. Semerkant'ın Soğd halkının çoğunluğu, Zerdüştîlik ve Zerdüştîlikten ilham alan Mazdeizm ve Maniheizm gibi inançlara mensuptu. Şehirde küçük bir Budist topluluk ta yaşamaktaydı. Şehir, özellikle 6. yüzılda Nestûrîliğin merkezi haline geldi. Ticari aktiviteler için bu bölgeye gelen Nestûrî misyonerler aracılığı ile bu din yayılma göstererek, 530 yılına doğru Semerkant metropolitliği açılarak şehirde kilise ve manastırlar inşa edilmiştir.

5. yüzyılın ortalarına doğru Semerkant’ı hâkimiyetleri altına alan Eftalitler, vergi almakla yetinip Soğdiğana'nın idaresini yerel hânedanlara bıraktılar. 6. yüzyılın ortalarında büyük bir güç haline gelen Kök-Türk Kağanlığı, Eftalitleri yenilgiye uğratarak 562 yılında Semerkant ve Soğdiğana'yı hakimiyeti altına aldı. Kök-Türk Kağanlığının batı kanadı yöneticisi İstemi Yabgu, Semerkant'ın iyi birer tüccar olan ve çevre ülkeleri tanıyan Soğd ahalisini, elçilik heyetlerinde görevlendirdi. Kök-Türk Kağanlığı armağanlar, yağmalar ve ticaret sayesinde elde ettikleri ipekleri Soğd şehir devletlerindeki tüccarlar sayesinde batıya satıp ticari üstünlüğü ele geçirdi. İhşîd adı verilen Soğd yöneticiler Kök-Türk kağanlarının kızlarıyla evlenerek ailevi bağ da kurmuşlardı. Soğd tüccarları Türklerin koruması altındaki İpek yolu üzerinde çok etkili hale gelerek Çin’den İtalya’ya kadar uzanan ticareti kontrollerine aldılar. Semerkant bu dönemde Orta Asya’nın ekonomik, siyasal ve kültürel merkezi oldu. 659'da Çin'in Batı Kök-Türk Kağanlığına son vermesiyle Semerkant ve Soğdiana Çin hakimiyeti altına girdi. Bu dönemde Semerkant Soğd İhşîdliği, şeklen Çin'e bağlı olmakla birlikte neredeyse tam bağımsız durumdaydı.

Müslüman Arapların, Semarkant'ı fethetmek için ilk girişimleri Emevî Halifesi Muaviye döneminde gerçekleşti. Emevîlerin Semerkant'a ilk seferi de 676 yılında Horasan valisi Saîd bin Osman tarafından düzenledi. Üç gün süren kuşatmadan sonra Saîd, Sermerkantlılara çok kayıp verdirmesine rağmen şehri ele geçiremedi. Şehir halkı Saîd'in şehri savaş yoluyla ele geçirip orada bulunanları öldürmesinden çekindiği için barış istediler. Semerkant Kralı Tarhûn’un, müslüman Araplara 700 bin dirhem vergi ödemeyi ve ileri gelenlerin çocuklarından rehineler vermeyi kabul etmesi karşılığında barış yapıldı. Kuşatma esnasında müslüman Araplar kendi içlerinde önemli bazı kişiler olmak üzere epeyce şehit vermişlerdi. Kuşatma sırasında şehit düşenler arasında İslam peygamberi Muhammed'in kuzeni Kusem bin Abbas da yer almaktaydı. Ölümünden çok sonra İslam bu topraklarda tamamen hakim din konumuna geldikten sonra onun mezarının çekirdeğini oluşturduğu Şah-ı Zinde, muazzam bir mezarlar kompleksi haline dönüşecektir. Semerkant Kralı Tarhûn’un anlaşmayı bozması üzerine itaatten ayrılan Semerkant'a Emevîler'in ikinci seferleri Halife Yezîd tarafından Horasan valiliğine getirilen Selm bin Ziyâd tarafından gerçekleştirildi. Selm, bu sefer esnasında büyük ganimet elde etse de seferin yine kalıcı bir sonucu olmamıştır.

Bu dönemde Çin boyundurluğundan kurtularak yeniden büyük bir güç haline gelen Kök-Türk Kağanlığı, Soğdiğana hakimiyetini sağlamak için tekrar harekete geçmişti. 700 yılında Kapgan Kağan döneminde, Tonyukuk ve onun emrinde olan Bilge ve Kültigin, büyük bir kuvvetle Siriderya'yı geçerek Soğdiğana'ya girdiler. İçlerinde Semerkant'ın da bulunduğu altı Soğd şehir devletinin idarelerini düzenleyerek bunları tekrar Kök-Türk Kağanlığına bağladılar. Bu olay, Bilge Kağan'ın kendi adına diktirdiği Bilge Kağan Yazıtında yer almaktadır. Halife Yezîd'in ölümünden sonra çıkan karışıklıklar nedeniyle Emevîler, Kök-Türk Kağanlığının bölgedeki ilerleyişine seyirci kalmışlardı. Ancak I. Velid döneminde en parlak günlerini yaşayan Emevîler’in Horasan valisi Kuteybe bin Müslim, 711 yılında Semerkant'ın kesin olarak fethini gerçekleştirdi. Taberî, Kuteybe'nin Semerkant’ı ele geçirdiği esnada çok sayıda Zerdüştî ateş tapınağı ve iki de Budist manastırının yıkıldığını bildirmektedir.

İslam coğrafyacıları, müslüman Araplar'ın ilk fetihleri sırasında, Amuderya'nın kuzeyinde fethettikleri, Semerkant'ın da yönetim merkezi olduğu Soğdiana bölgesini kapsayan bölgeye, Arapça'da nehrin öte tarafında bulunan yer anlamına gelen Mâverâünnehir adını vermişlerdir. Mâverâünnehir, ilk fetih yıllarından itibaren idari açıdan Emevîlerin Horasan eyaletine bağlıydı. Fetihten itibaren Semerkant, Mâverâünnehir’deki diğer bölgelerin fethinde önemli bir üs olarak kullanıldı. Kuteybe zamanında Soğdlu askerlerden kurulmuş olan 30.000 kişilik birlikler İslâm ordusu içinde önemli bir yer edindi. Emevî Halifesi II. Ömer'in görevlendirdiği tebliğ heyetlerinin çalışmaları sonucu Semerkant ve çevresinde çok sayıda kişi İslâm'a girdi. Kuteybe zamanında Soğdlu askerlerden kurulmuş olan 30.000 kişilik birlikler İslâm ordusu içinde önemli bir yer edindi. 750'de Abbâsîler, Emevî hilafetine son vererek iş başına geldikten sonra İslâm dünyasında ilk kâğıt değirmeni Semarkant'ta yapıldı. 751 yılında Talas savaşından iki Çin tutuklusundan öğrenilen Kâğıt imalâtı diğer İslâm ülkelerine, daha sonra da Avrupa'ya yayılmıştır.8. Abbâsî hilafetinin merkeziyetçi idaresi gevşeyince İranî kökenli Samanîler, Mâverâünnehir'de önemli bir güç olarak yükseldi. Abbâsî halifesi Mutemid, 875'te bir menşurla bütün Mâverâünnehir’in yönetimini Sâmânîlerlerden Emir Nasr'a verdi. Samânîler’in Mâverâünnehir ve Horasan’da sağladığı siyasi istikrar ve yoğun ticarî faaliyetler neticesinde Semerkant, ilmî, kültürel ve ekonomik açıdan İslâm dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline geldi. 10. yüzyılın önemli İslam coğrafyacısı ve tariçisi İbn Havkal, Semerkant'ın, dünyanın her tarafından gelen tüccarlar ve onların getirdikleri mallarla dolup taştığını söyleyerek şehir hakkında geniş bilgi verir. Semerkant özellikle kâğıdı, ipek, yün kumaş ve dokumaları ile de meşhurdu. Taçik/Tazik adı Eski Farsça'da Arap demek iken 7. yy’dan sonra Arap dinine mensup kişi, Müslüman anlamını kazanmıştır. Maveraünnehir'in Müslüman olmayan halkı İslamiyeti kabul eden İranî halka Tacik demişlerdir. Sâmânîler döneminde Semerkant’ta nüfusun çoğunluğunu Farsça konuşan Tacikler oluşturuyordu. Nüfus bakımından ikinci sırada Türkler ve onların ardından Araplar geliyordu. Müslüman nüfusun giderek arttığı bu dönemde Semerkant ve çevresinde hala azımsanmayacak miktarda Yahudi ve Nesturi Hristiyan vardı. Sâmânîler döneminde Semerkant, çok sayıda âlim ve şair yetişmiştir. Farsça, özellikle Samanîler döneminde Semerkant'ta hakim dil ve kültür haline gelmiştir. Türkî hanedanlar döneminde dahi resmi yazışma dili Farsça olmaya devam etmiştir. Semerkant, Buhara ile birlikte Arap alfabesiyle yazılan Yeni Farsça'nın doğup geliştiği şehirlerden biri olmuştur. Burada, Farsça'nın birçok klasik şairi ve yazarı doğup büyümüş veya yaşamıştır. En ünlülerinden Ömer Hayyam eğitimini Semerkant medreselerinde almış, Farsça edebiyatın kurucusu olarak kabul edilen Rudekî ile Nizamî-i Aruzî ve Sûzenî-i Semerkandî de burada doğmuştur. Farsça, Semerkant'ta Sovyet dönemine kadar da bu üstünlüğünü korumuştur.

Semerkant 11. yüzyılın başında kaynaklarda Türkistan ve Uygur hanları olarak adlandırılan Karahanlılar’ın eline geçti ve 1052’de Tamgaç Han, Semerkant’ı başşehri yaptı. Böri Tegin Tamgaç Buğra Han zamanında Semerkant, cami, medrese, hastane, kervansaray, hamam, çarşı gibi imar faaliyetlerinin yoğunlaşmasıyla daha da gelişti. Böri Tegin Tamgaç Buğra Han'ın yaptırdığı medrese Kusem bin Abbas türbesinin karşısında bulunuyordu. Hükümdar kalesinin güneybatısında IV. İbrahim Kılıç Tamgaç Han tarafından bir saray yaptırılmıştı. 1084 yılında Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından hâkimiyet altına alınan Semerkant, 1206'da Hârezmşâhlar'ın egemenliği altına girdi. Semerkant’ı devletinin başşehri yapan Alâeddin Muhammed, Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın önünde tutunamadı. 1219-1220 senelerinde tüm toprakları Cengiz Han liderliğindeki Moğollar’ın istilâsına uğradı.

Cengiz Han, Mart 1220'de Semerkant önlerine geldiğinde Semerkant halkının gözü savaştan korktuğu için şehri teslim etmeye karar verdiler. Şehrin kadısından, şeyhülislamından ve alimlerinden oluşan bir heyeti Cengiz Han'a yolladılar. İbnül Esir'e göre şehir teslim olduğu için katliam olmadı. Cengiz Han'a Semerkant'ta verilen kalifiye zanaatkar sayısı 30 bin kişi kadardı. Yağmalama ve haraçtan sonra şehir halkı evlerine dönebildi.910 Cengiz Han ölmeden önce yaptığı taksimat sonucu Mâverâünnehiri, oğlu Çağatay’a vermişti. 1297’de Moğol İmparatorluğu parçalanınca Çağatay Hanlığı bağımsız hale geldi. O dönemde Çağatay Hanlığı toprakları içerisinde yer alan Semerkant'ta 1336'da dünyaya gelen Timur, 1370'te Çağatay Hanlığı'nın batısını kontrol altına alan askeri bir lider olarak kendini gösterdi. Semerkant’ın yeniden imarı ve ikinci parlak dönemi, Mâverâünnehir’i hâkimiyeti altına alan Timur’un Semerkant’ı kendisine başşehir yapması ve çeşitli bölgelerden âlim ve sanatkarları burada toplaması ile başladı. Semerkant'ta günümüze ulaşan tarihi yapıların çoğu Timur ve torunlarının yaptırdığı eserlerdir. Timur, tepedeki eski şehri terkedip yeni Semerkant şehrini tepenin güneyindeki ovalık arazide kurdu. Timur başkentini dünyanın en mükemmel şehri yapmak istiyordu. Bunun için ticareti teşvik etti ve fethettiği şehirlerden en iyi ve zanaatkarları, dokuyucuları, ipekçileri, ok yontanları, zırh yapımcılarını, camcıları, porselencileri, kuyumcuları, tüfekçileri, topçu mühendislerini ve inşaat ustalarını Semerkant'ta bir araya topladı. Ticaretin gelişmesiyle şehir farklı ülkelerden gelen deri, ipek, keten, değerli taşlar ve baharatlarla doldu. Ancak bu malların depo edilip uygun bir şekilde satılacağı bir yer yoktu. Bunun üzerine Timur, şehrin bir ucundan diğer ucuna uzanan bir cadde yapılmasını emretti. Caddenin iki tarafına karşılıklı dükkânlar yapılarak çarşının üzeri örtüldü ve tacirler buraya yerleştirilerek bütün ticaret eşyası bu dükkânlarda depolanıp satılmaya başlandı. Semerkant'ın tarihi Registan meydanı şehrin merkezinde çarşı alanı olarak bu dönemde belirmeye başladı ve 19. yüzyıla kadar Semerkant'ın ticari ve eğitim faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir alan oldu . Şehrin batısındaki günümüze ulaşamayan kale Timur tarafından yaptırılmıştı. Timur'un hazinesi bu kalenin içinde yaptırılan dört katlı Gök Sarayda saklanmaktaydı. Timur, divan kurmak için kendisine büyük bir divanhane, sağ ve sol tarafına divan beylerinin oturup divan yapmaları için biraz küçük iki tak yaptırmıştır. Bir de müracaat eden iş sahiplerinin oturması için bu divanhanenin her tarafına küçük daireler inşa ettirmiştir. Ak Saray adı verilen devasa ölçülerdeki bu yapıyı gören seyyah ve yazarlar eski Sâsânî başkenti Medâin'de yer alan, yüksek ve ihtişamlı kemerlere sahip Sâsânî sarayının Eyvân-ı Kisrâ denen eyvan ve cephesinden daha büyük olduğunu söylerler. Ak Saray’dan günümüze sadece iki devasa kulesiyle kemer başlangıçları gelebilmiştir.

1405'te Semerkant’a gelen İspanyol elçisi Clavijo seyahatnamesinde şehirdeki sarayları, bahçeleri, abidevi yapıları geniş bir şekilde anlatmıştır. Semerkant, Timur'un 1405 yılında gerçekleşen ölümünden sonraki yıllarda da özellikle torunu Uluğ Bey'in döneminde de aynı canlılığını korudu. Günümüzde Ay’daki bir kratere adı verilen Uluğ Bey, aralarında ünlü İranlı matematikçi Gıyaseddin Cemşid'in de yer aldığı o zamanın ünlü bilim adamlarından yetmişe yakın alimi Semerkant'a getirtti. Uluğ Bey'in Semerkant'ta yaptırdığı 1420'de tamamlanan abidevi ölçülerdeki Uluğ Bey Medresesi ve Ali Kuşçu'nun müdürlüğünü yaptığı Uluğ Bey Rasathanesi ile birlikte Semerkant şehri, Asya'nın bilim ve kültür merkezi haline geldi. 1497, 1501 ve 1511 yıllarında belirli sürelerle Semerkant'a hakim olan şehrin Timur'un soyundan gelen son hakimi Bâbür, Babürnâme adlı hatıratında Semerkant’ın o zamanki ihtişamını ve yapılarını tasvir etmiştir.

Özbekler 16. yüzyılın başında 1500 yılında Şeybanî Han’ın öncülüğünde birleşerek güçlü bir devlet kurdular. 1501'de Maveraünnehiri ele geçirerek Timurlu hakimiyetine son verip Semerkant'ı ele geçirdiler.11 Özbekler, 1561 yılında hanlığın başkentini Semerkant'tan Buhara’ya taşıdıktan sonra hanlık Buhara Hanlığı olarak anılmaya başlamıştır. Semerkant Registan'ı bu günkü görünümüne, Uluğ Bey Medresesinin tamamlayıcıları olarak Buhara Hanlığı döneminde 17. yüzyılda yapılan Şir-Dor Medresesi ve Tilla-Kari Medresesi'nin yapımıyla ulaştı. 18. yüzyılda Registan meydanında Timur devrinde yapılmış olan çarşının yerine başka bir çarşı yapıldı. Chor Su olarak bilinen bu kapalı çarşı günümüzde Şir-Dor Medresesinin yanında yer almaktadır. Cengiz Han soyundan olmayan Mangıtlar 1785'te Buhara Hanlığının yönetiminin ele geçirdiler ancak dönemin Orta Asya'nın töresine göre Cengiz Han soyundan gelmedikleri için Emir unvanını kullandılar ve hanlık ta Buhara Emirliği olarak anılmaya başladı. Semerkant da bu dönemde Buhara Emiri'nin buyruğuna girmiş oldu.12 Ülkeyi Buhara’dan yöneten emirler daha çok başşehirlerinin imarı ve gelişmesine önem verdiler. Semerkant bu dönemde bu yüzden ihmal edildi ve Buhara’nın gölgesinde kaldı. 19. yüzyılda, Semerkant'ı gören seyyahlar şehrin eski görkeminden çok uzak olduğunu belirtirler. Şehrin surları ve yapıları harap durumdaydı.

Rus Çarlığı, 1860'ların başından itibaren Türkistan'daki hanlıkların üzerine askerî harekâtlar düzenlemeye başladı. Daha önce 1839’da İngilizlerin Kabil’i işgal etmesi nedeni ile bölgede Rusya ile İngiltere arasında bir güç mücadelesi başlamıştı. İngilizler, Timur’un soyundan gelenlerin hüküm sürdüğü Hindistanda’ki Babür İmparatorluğuna 1857’de son verdikten sonra Hindistan ve Afganistan hakimiyetini tamamen elde ederek, Rusya ile nüfus alanları konusunda anlaştı. Hindistan ve Afganistan’ı kendine alan İngiltere, Orta Asya hakimiyetini Rusya’ya ter ketti. Mâverâünnehir topraklarında ilerleyen General Konstantin Petrovich von Kaufmann kumandasındaki Ruslar 14 Mayıs 1868’de Semerkant’ı zaptetti. Ancak kısa süre sonra 500 kişilik küçük Rus garnizonu kuşatıldı. Buhara Emirinin büyük oğlu Abdul Malik Tura'nın yanı sıra Şehr-i Sebz'den Baba Beg ve Kitab'dan Jura Beg tarafından yürütülen saldırı ağır kayıplarla püskürtüldü. Alexander Abramov, Rusların Zerfşan Nehri boyunca kurdukları Semerkant yönetim merkezi olduğu Türkistan genel valiliğinin ilk valisi oldu. Şehrin kalesi Rusların yönetim merkezi oldu. Gök Saray, askeri hastaneye dönüştürüldü. Kalenin içine kilise ve okul yapıldı. Semerkant, 1871'den itibaren Ruslar tarafından yeniden planlandı. Rus bölümü bu noktadan sonra, Timur’un inşa ettiği şehrin batısında planlı yeni bir şehir olarak yükseldi. Surlar önemini kaybetti ve yeni geniş caddeler açıldı. Şehre yeni parklar, Avrupa tarzı binalar inşa edildi ve meydanlar yapıldı. Böylece modern Semerkant'ın temelleri atıldı. 1870 yılında bir hastane, birkaç lise, bir okul, bir kütüphane, 1874'te bir tarih müzesi 1885'te kadınlar ve çocuklar için özel bir hastane açıldı. 1886'da şehir, yeni kurulan Semerkant Oblastı'nın merkezi oldu ve Hazar denizi ötesi demiryolunun 1888'de şehre ulaşmasıyla ekonomik olarak daha da canlandı. Şehre Ruslar, Almanalar ve Polonyalılar da yerleşmeye başladı. Şehrin nüfusu 19. yüzyılın ortasında 20 bin civarındayken 20. yüzyılın başında 55 bine yükseldi. 1904 yılında Semerkant'ta ilk Sosyal Demokrat gazetesi Semerkant yayın hayatına başladı. Şehre 1912 yılında büyük bir Ortodoks kilisesi yapıldı.

1917 Rusya’da patlak veren Bolşevik İhtilâli’nden sonra 20 Nisan 1918 ile 1 Mayıs 1918 tarihleri arası düzenlenen 5. Bütün Sovyet Kongresi'nde Rus İmparatorluğu'na bağlı Türkistan Kray topraklarında 30 Nisan 1918 tarihinde Türkistan Sosyalist Federatif Cumhuriyeti kurulunca Semerkant bunun sınırları içerisinde kaldı. Türkistan Komünist Partisi ülke içinde önde gelen partiydi. 1921 tarihinde Türkistan Sosyalist Federatif Cumhuriyeti Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, adıyla Sovyetler Birliği'nin bir parçası haline geldi. Ancak Pantürkizm veya Türkçülük ve Müslüman reform hareketi (usul-ü cedid) taraftarı Mir Seyyit Sultan Galiyev'in13 (Mirsäyet Xäydär ulı Soltanğäliev), Büyük Turan'ı kurma düşüncesi Rusların işine yaramamış, Ruslar Divide et impera yani Böl ve hükmet taktiğini kullanıp Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini bölmüşlerdir. Türkistan ÖSSC topraklarında Türkmenistan SSC, Özbekistan SSC ve onlara bağlı Tacikistan ÖSSC, Kara-Kırgız ÖB ve Karakalpakistan ÖB kurulmuştur. Semerkant, 1924 yılından Taşkentin başkent olduğu 1930 yılına kadar Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olmuştur.

Coğrafya

Semerkant Özbekistan'ın kuzey doğusunda, Zarefshan Nehri vadisinde yer almaktadır. Karşı 135 km uzaklıktadır. M37 yolu onu 240 km uzaklıktaki Buhara 'ya, M39 yolu, 270 km uzaklıktaki Taşkent 'e, M39 yolu, Afganistan 'daki 340 km uzaklıktaki Mezar-ı Şerif' e bağlar. Tacikistan sınırı, Semerkant'a yaklaşık 35 km uzaklıktadır. Tacikistan'ın başkenti Duşanbe 210 km uzaklıktadır.

İklim

İklim tipinin siması güneşli, sıcak, bazen rüzgarlı ve genellikle kurudur. Kışları yumuşak geçer ve hafif don görülür. Yaz ayları sıcak ve kurudur. Temmuz'daki ortalama gündüz sıcaklığı + 34 °C, ortalama gece sıcaklığı + 18 °C'dir. Ocak ayında en sıcak + 7 °C ve en soğuk - 4 °C olur

Ulaşım

Şehir içi ulaşımda sabah 6:00 akşam 21:00 arası çalışan belediye otobüsü şehrin en yaygın ve popüler ulaşım aracıdır. Bunun yanı sıra 2017'den beri şehirde birçok tramvay hattı faaliyete geçmiş bulunmaktadır. Ayrıca, şehirde genellikle sarı renkte olan şehir taksisi ve minibüsler de ulaşım aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. 1950 yılına kadar Semerkant'taki ana ulaşım aracı atlar ve eşeklerin çektiği araba idi. Tramvay daha önce 1947-1973 yılları arasında da mevcuttu. 1924-1930 arası Semerkant'ta buhar tramvayı vardı. Sovyet döneminde, 2005 yılına kadar Semerkant'ta troleybüsler de ulaşımda oldukça yaygındı. Bu gün olduğu gibi Sovyet döneminde de belediye otobüsleri ve taksiler Semerkant'ta faaliyet göstermekteydi.

File:Beruni street in Samarkand.jpg|Semerkant sokaklarındaki sarı taksiler File:Hotel in Rudaki and Dahbed Streets in Samarkand.jpg|Rudeki caddesinde taksi ve tramvay. File:Tram in Samarkand.jpg|Semerkant'ta tramvay File:Beruni and Rudaki Streets in Samarkand.jpg|Beruni ve Rudaki caddeleri File:Mirzo Ulughbek Street in Samarkand 2.jpg|Mirza Uluğ Bey Bulvarı

Semerkant'ın kuzeyinde, 1930'larda Sovyet döneminde açılan Semerkant Uluslararası Havaalanı yer almaktadır. 2019 ilkbaharından itibaren Semerkant Uluslararası Havalimanı'nın Taşkent, Nukus, Moskova, Saint Petersburg, Yekaterinburg, İstanbul ve Duşanbe'ye uçuşları var ve ayrıca diğer şehirlere Charter uçuşları yapılmaktadır. Havaalanı, 1992 yılında havayolunun oluşturulmasından bu yana Uzbekistan Airways tarafından işletilmektedir. Havaalanı hem iç hem de dış hat uçuşlarına sahiptir.

File:Самарканд - 103 - Близ главного входа в Шахи-Зинде.jpg|Ulaşım aracı olarak "Araba" ve eşek, 1890 File:Самарканд - 1 - Станция Самарканд, конечный пункт Закаспийской военной железной дороги.jpg|Semerkant tren istasyonu, 1890 File:Hammond Slides Samarkand 44.jpg|Semerkant'ta "Araba", 1964 File:Hammond Slides Samarkand 04.jpg|Semerkant'ta "Araba", 1964

Bugün Semerkant Özbekistan'ın önemli bir demiryolu merkezidir. Özbekistan'dan Doğu'dan Batı'ya giden tüm trenler Semerkant'tan geçmektedir. En önemli ve en uzun ulusal demiryolu rotası Semerkant'tan geçen Taşkent-Kungrad'dır. Taşkent, Semerkant ve Buhara arasında yüksek hızlı Afrasiyab (Talgo 250) trenleri faaliyet halindedir. Semerkant'ın ayrıca Saratov-Semerkant, Moskova-Semerkant, Astana-Semerkand gibi uluslararası demiryolu bağlantıları mevcuttur.

File:Samarkand Railway Station.jpg|Samarkand tren istasyonu File:Afrosiyob Express Train in Station - Samarkand - Uzbekistan (7502824436) (3).jpg|Afrasiyab (Talgo 250) yüksek hızlı tren File:Passengers Dismounting from Afrosiyab Express Train - Samarkand Train Station - Samarkand - Uzbekistan (7480148270).jpg|Yüksek hızlı tren istasyonu File:Talgo 250 Afrosiyob.jpg|Afrasiyab (Talgo 250) yüksek hızlı tren

Demiryolu ulaşımı, 1880-1891 yıllarında Rus İmparatorluğu'nun modern Türkmenistan topraklarında ve modern Özbekistan'ın orta kesimindeki demiryolu birlikleri tarafından Trans-Hazar demiryolunun inşası sonucunda Semerkant'a ulaştı.14 Bu demiryolu Hazar Denizi kıyısındaki Krasnovodsk'tan (şimdi Türkmenbaşı) başlamış ve Semerkant istasyonunda sona ermiştir. Trans-Hazar demiryolunun son istasyonu Semerkant istasyonuydu. Semerkant istasyonunun ilk istasyonu Mayıs 1888'de açıldı. Semerkant, Sovyet yıllarında Özbekistan SSC'nin ve Orta Asya'nın en büyük ve en önemli istasyonlarından biriydi.

Eğitim

Semerkant, ülkenin önemli eğitim merkezlerinden biridir. Okulların hepsi Özbekistan'ın Millî Eğitim Bakanlığı tarafından idare edilmektedir. Arasında üniversiteler ve akademilerin bulunduğu yükseköğretim mekânları bulunmaktadır. 22 Ocak 1927'de hükûmet kararıyla kurulan Semerkant Devlet Üniversitesi önemli bir üniversitedir. Üniversite yaygın olarak Semerkant Üniversitesi olarak bilinir.

Üniversite ilk olarak 1927'de Özbek Pedagoji Enstitüsü olarak organize edildi ve 1930'da Özbek Devlet Pedagoji Akademisi olarak yeniden adlandırıldı. 1933'te Pedagoji Akademisi ve Özbek Devlet Tıp Enstitüsü birleşti. Üniversite 1941-2016 yılları arasında, şair ve filozof Ali Şir Nevai adını aldı.

2015 yılından bu yana üniversitenin rektörü Dr. Alimdjan Rakhimovich Khalmukhamedov'dur. Şu anda, Üniversite aşağıdaki fakülteleri içerir: Filoloji; Tarihi ve Felsefesi; Öğretim; Fizik ve Matematik; Biyoloji; Ekonomi; Tacikçe Filolojisi; Rus Filolojisi; Kanun; Beden Eğitimi.

Devlet Üniversiteleri

  • Özbekistan Bilim Akademisi Arkeoloji Enstitüsü
  • Ziraat Semerkand Devlet Enstitüsü
  • Mimarlık ve İnşaat Semerkand Devlet Enstitüsü
  • İktisadi ve Hizmet Semerkand Devlet Enstitüsü
  • Yabancı Diller Semerkand Devlet Enstitüsü
  • Semerkand Devlet Tıp Enstitüsü
  • Semerkant Devlet Üniversitesi

Ekonomi

Tarih boyunca İpek Yolu'nun önemli bir merkezi olan Semerkant ekonomisinin ana dayanağı, kâğıt üretimi ile ipek, yün kumaş ve dokumaları ihracatıydı. Semerkant'ın Rusya'lar tarafından ele geçirilmesinden sonra 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Semerkant fabrikalarında pamuk, koza, deri, şarap üretimi başladı. Günümüzde Özbekistan'ın ikinci büyük şehri olan Semerkant'ın ekonomisi, büyük ölçüde sanayi, eğitim ve turizm üzerine kuruludur. Traktör ve otomobil parçaları imalatı, başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Tarımcılık, pamuk, buğday ihracatı ve çeşitli meyve ve sebze konserveciliği üzerinedir. Eski şehir bölümünde yer alan Siyob Pazarı denilen çarşı, sadece Semerkant'ın değil bölgenin de en önemli pazarıdır. Siyob Pazarı, Bibi-Hanım Camii'nin bitişiğinde yer alır ve sadece yerel halk tarafından değil, yerli ve yabancı turistler tarafından da ziyaret edilir. Pazarda, bakliyat, şekerleme, sebze, meyve ve giyim tezgahları ayrı ayrı bölümlerde yer alır. Halkın et ihtiyacı bile bu pazardan karşılanmaktadır. Özbeklerin plov dedikleri Özbek pilavı için çeşit çeşit pirincin satıldığı Siyob Pazarına, Özbeklerin nan dedikleri ve sadece burada yapılan bu özel Semerkant ekmeği için diğer şehirlerden bile insanlar gelirler. Şehirdeki turistler de özel bir yöntemle üretilen özel Semerkant ekmeğine büyük rağbet gösterir. Plov adlı geleneksel Özbek pilavı sadece özel günlerde yenilmektedir. Lipioshka adlı yiyecek hem restoranlarda hem de sokak satıcılarında satılabilirken, Samsa adlı hamur tatlısı genellikle sokakta satılır.

Şehrin el yapımı halısı ve seramiği de meşhurdur. En pahalı hediyelik eşyalar gümüş takılar ve halılardır. Semerkant’ta alışveriş yapmak için en popüler yerlerden biri de özgün antik teknolojiler kullanılarak hediyelik eşyaların yapıldığı Registan Meydanı’ndaki el sanatları atölyeleridir. Şehrin en büyük alışveriş merkezi, çok sayıda butik, dükkân, mağaza ve hediyelik eşya dükkânının yoğunlaştığı Merkez Departman Mağazası’dır. Bu mağazanın karşısında, Semerkant’taki en iyi altın ve gümüş el yapımı takıları uygun fiyatlarla satın alınabilceği Kuyumcuların Sokağı yer alır. Özbek yasaları, elli yıldan eski olan antika ve kültürel değerlerin ihracına yasak getirmektedir. İhraç edilecek ürünlere ait bir belgenin, seri üretim malları kategorisine ait olduğunu belirten bir belgeye sahip olmak gerekmektedir.

File:Samarkand naan at Siyob Bazaar.jpg|küçükresim|Semerkant ekmeği File:Needlework Artist (8145370623).jpg|küçükresim|El sanatları File:Samarkand city sights8.jpg|küçükresim|Siyob pazarı

Turizm

Tarihi yerler ve müzeler

Semerkant'ın en önemli gelir kaynaklarından biri de turizmdir. Bugün, ilde 31 müze ve 64 türbe bulunmaktadır. 2014 yılında yaklaşık 5 milyon yerli ve 200 bin yabancı turist şehri ziyaret etmiştir. Şehir, 2001 yılında UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi'ne eklenmiştir. Registan meydanı Semerkant'ın kalbidir. Anlamı "Kumlu yer" demektir. Semerkant'ın merkezi olan Registan'da doğunun melodileri anlamına gelen Sharq Taronalari adlı iki yılda bir Ağustos ayının sonunda UNESCO himayesinde düzenlenen müzik festivali, Orta Asya'nın en büyük kültürel etkinliğidir. Semerkant'taki en önemli müzelerden biri, şarap müzesidir. Rus işgalinden sonra Semerkant ve çevresinde üzüm yetiştirilmeye başlanmış ve bir dönem ünlü şaraplar üretilmiştir. Bu müze de şarap tarihini anlatan bir müzedir. Antik Semerkant'ın yer aldığı Afrasiyab Arkelojik Sit alanı ve Afrasiyab Müzesi, Semerkant'ın antik dönemine ışık tutan en önemli yerlerdir. Semerkant'ta İslâm Mimarisinin en güzel örnekleri bulunur. Semerkant Registanı’ndaki üç önemli medresenin ilki Uluğ Bey'in Semerkant'ta yaptırdığı 1420'de tamamlanan abidevi ölçülerdeki Uluğ Bey Medresesidir. İslam dünyasının en ünlü ve en özgün eserlerinden biridir. Semerkant Registanı’ndaki diğer iki medrese ise 17. yüzyılda Buhara Hanlığı döneminde Semerkant'ın yöneticisi olan Yalangtuş Bahadır'ın emriyle, 1619-1636 yıllarında Uluğbey Medresesi'nin tam karşısında yaptırılan, kapısının iki yanındaki alınlığı dolduran, simetrik olarak yerleştirilmiş iki adet sarı arslan ve insan yüzü şeklindeki güneş tasvirden dolayı Şir-Dor Medresesi (Arslanlı medrese) olarak adlandırılan medrese ve 1646-1660 yapılan Tilla-Kari Medresesi'dir. Timur'un eşi adına yaptırdığı devasa ölçülerdeki Bîbî Hanım Camii ve Timur'un ölümünün ardından defnedildiği Gur-i Emir de, Semerkant'ın simgelerindendir. Semerkant, inanç turizmi açısından da oldukça cazip bir şehirdir. Semerkant'ın 40 kilometre güneybatısında Özbekistan'ın en bilinen kutsal yerlerinden biri, Davud Peygamber ya da batı dünyasındaki ismiyle David Peygamber’in bir dönemler yaşadığına inanılan mağaradır. Bu mağara üç din tarafından da kutsal görülür. Burada inanışa göre dokununca isteklerin gerçekleştiği Davut’un el ve ayak izleri vardır. Muhammed’in kuzeni olan ve Emeviler devrinde ilk Semerkant kuşatmasına katılan ve bu esnada şehit olan Kusem bin Abbas'ın kabri asırlar boyunca Semerkant'taki en kutsal ziyaretgahlardan biri olmuştur.

File:Samarkand, Registan, Ulugbek Medressa (6238565020).jpg|küçükresim|Uluğ Bey Medresesi File:Bibi Khonym Mosque.jpg|küçükresim|Gur-i Emir File:Mosoleum (detail).JPG|küçükresim|Şah-ı Zinde eyvanı File:Tilla-Kori madrasa inside mosque 7 mihrab ceiling.JPG|küçükresim|Tilla-Kari Medresesi tavanındaki işlemeler File:Registan, Samarkand, Uzbekistan.JPG|küçükresim|Şir-Dor Medresesi

14. ve 15. yüzyıllarda Kusem'in kabrinin yamacına eklenen türbelerle birlikte Mısır'daki krallar vadisi gibi bir mezar kent haline gelmiş ve komplekse yaşayan şahın mezarı anlamına gelen Şah-ı Zinde denmiştir. Burada Kusem bin Abbas'ın mezarının yanı sıra Emir Timur’un kız kardeşi ile eşleri, çocukları ve komutanlarından bazılarının mezarları da bulunmaktadır. Semerkant'ta en çok ziyaret edilen dini mekanlardan biri de Danyal peygamber kabridir. 14. yüzyılın sonunda Timur, İran'daki Sus şehrini fethettiğinde orada yer alan Danyal peygamber'in kabrinden toprağıyla beraber onun bütün vucudunun, bir başka rivayete göre de kabrinden sadece toprağının alınıp Semerkant'a getirilmesiyle Danyal peygamber için burada şehir kabristanının arka tarafında genişce bir arazi içerisinde yer alan türbe yaptırılmıştır. Ruhabad mozolesi de Timur'un emriyle İslam alimi Şeyh Burhaneddin Sagaradzhi’nin mezarı üzerine inşa edilmiştir. İslam dünyasının en önde gelen hadis alimlerinden Buhârî, Buharalı olmasına rağmen, 870 yılında Semerkant'ta hayatını kaybederek burada defnedilmiştir. Buharî’nin yüzyıllar boyunca sıradan bir mezar olarak kalan kabrinin üzerine Özbekistan’ın bağımsızlığının ardından, 2000’lerin başında Orta Asya sanatının özelliklerini taşıyan bir türbe inşa edildi. Sâmânîlerin Maveraünnehir’de hakim oldukları devirde yaşamış olan ve islam dünyasında iki yaygın Sünni itikad mezhebinden biri olan Maturidîliğin kurucusu olan İmam Mâtürîdî, Semerkant'ta doğmuştur ve 944 tarihinde burada vefat etmiş ve vasiyeti üzerine Çakerdize Kabristanı'na defnedilmiştir. İmam Mâtürîdî'nin kabrinin bulunduğu Siyop mahallesindeki mezarlık Özbekistan’ın Sovyetler Birliği’nin parçası olduğu senelerde iskâna açılmış, önceleri mezarlık olan alanın tamamına beton dökülmüş, Mâturîdî’nin kabri bir evin bahçesinde kalmıştı. Özbekistan, bağımsızlığının ardından Mâturîdî’nin kabrinin bulunduğu alandaki evler yıktırılıp, dökülmüş betonlar kaldırılarak mezarın üzerine bir türbe, etrafına da fıkıh eğitimi veren bir külliye inşa ettirilmiştir.

  • Uluğ Bey Medresesi (1417-1420).
  • Sher-Dor (Ser-dar) Medresesi (1619-1636).
  • Tilya-Kari Medresesi (1646-1660).
  • Uluğ Bey Rasathanesi (1421-1449).
  • Semerkant Afrasiyab müzesi
  • Timur'un Gur Emîr türbesi
  • Shakh-i Zinda (Şah-ı Zinda) türbesi
  • Bibi Hanım Camii
  • Hazreti Hızır Camii
  • Davud Peygamber türbesi
  • Zümrüt Hoca Camii
  • Bibi Hanım türbesi
  • Kok Camii
  • Chorsu (Çarsu) antik ticaret merkezi
  • Abu Mansur Matridiy (Ebu Mansur el-Matüridî) türbesi
  • Rukhobod türbesi
  • Aksaray türbesi
  • Nisbatdor Hoca Cami
  • Abdu Darun Hoca türbesi
  • Ishrat-Khana (Ishrathona - İşrethane)
  • Namazgâh Cami
  • Kok Saray kalıntıları

File:AlBukhari mausoleum.jpg|Imam Buharî Türbesi File:Imammaturidi.jpg|Imam Maturidi Türbesi File:Nuriddin Basir Mausoleum 1.jpg|Nuriddin Basir Türbesi File:Mausoleum Khoja Daniyar 5221.JPG|Danyal Paygamber Mozolesi

Nüfus yapısı ve dil

Antik dönemde İranî bir halk olan Soğdarın merkezi olan Semerkant'ta resmi kayıtlara göre günümüzde nüfusun çoğunluğunu Özbekler oluştururken en büyük azınlık Farsça konuşan Taciklerdir.15 Ancak bu veriler çoğu çevreler tarafından eleştirilirken, Taciklerin çoğunluk olduğunu iddia edilir.1617181920212223 Günümüzde Tacikler bağımız kaynaklara göre , özellikle Semerkant'ın ana tarihi mimari anıtlarının bulunduğu şehrin doğusunda yoğunlaşmaktadır. Semerkant'ın en büyük ikinci etnik grubu Türkî bir dil olan Özbekçe konuşan Özbekler şehrin batısında yoğunlaşmışlardır. Edebi ve yazı dili olarak kullandıkları dil, 20. yüzyıla kadar Türkî veya Lehçe-i Çağatay olarak adlandırılan Türk dillerinin Uygur grubuna ait olan Çağatayca idi. Sovyet döneminde kiril alfabesiyle yazılmaya başlanmış ve Özbekçe adını almıştır. Özbekçe günümüzde Semerkant'ta resmi dil olmakla beraber Tacikçe'den sonra en çok konuşulan ikinci dildir.24

Semerkant'ta nüfusun %5'ini oluşturan ve hepsi şehrin merkezi ile batısında yaşayan büyük bir Rus, Ukraynalı, Beyaz Rus, Ermeni, Azeri, Tatar, Koreli, Polonyalı ve Alman diasporası bulunmaktadır. Bu uyruklar Sovyet döneminden sonra şehrin ikinci resmi dili olan Rusça'yı konuşmaktadır. 19. yüzyılın sonundan beri özellikle Sovyet zamanında Semerkant'a gelmişler ve burada kalmışlardır. Semerkant'ın en batı ucu ve güney batı taraflarında da, çoğunlukla Özbekçe konuşan Orta Asya Arapları yaşamaktadır. Ancak eski kuşağın sadece küçük bir kısmı Orta Asya Arapçası konuşabilmektedir.

Din

İslam

İslamiyet öncesi dönemde Semerkant halkının çoğunluğu, Zerdüştîlik, Mazdeizm, Maniheizm, Budizm, Yahudilik ve Nestûrîlik gibi inançlara mensuptu. Günümmüzde Semerkant sakinlerinin çoğu Müslümanlar'dan oluşur. Müslümanların yaklaşık % 80-85'i Sünnî ve çoğunlukla Hanefîdir. Sünnilerin neredeyse tamamını Tacikler, Özbekler ve Semerkant'ta yaşayan Semerkant Arapları oluşturur. Semerkant'ta Müslüman nüfusun %10-15'lik kısmını ise Şiîler oluşturur. Özbekistan'daki en kalabalık Şiî nüfus Semerkant'ta yaşamaktadır. Semerkant ilinin yaklaşık 3,5 milyonluk nüfusunun 1 milyonunu Şiiîler oluşturur.252627 Semerkant'taki Şiîler, çoğunlukla kendilerini İranî olarak adlandıran Semerkant İranlılarıdır. Semerkant İranlılarının çoğunu, 18. yüzyıldan itibaren Türkmenler tarafından zorla getirilip köle olarak satılmış, bazıları daha iyi bir hayat için gelmiş bazıları da asker olarak gelmiş ve burada yaşamaya devam etmiş İranlılar oluşturmaktadır. Semerkant'ta birkaç Şiî camii ve medresesi vardır. Bunların en büyüğü Pencap Camii ve Pencap Medresesi'dir.

File:Namazga mosque 4682.JPG|Namazgah Camii File:La mosquée Khazret Khyzr (Samarcande) (6009412301).jpg|Hazrat Hizir Camii File:Panjab Shia Mosque in Samarkand.jpg|Panjab Şii Camii File:Panjab Madrasa in Samarkand.jpg|Panjab Şii Medresesi File:Murad Avliya Mausoleum and Courtyard.jpg|Murad Avliya Türbesi

Hıristiyanlık

Hristiyanlık, İslam'ın Orta Asya'ya girmesinden çok önce Soğdiana'da yayılmıştı. Semerkant, Hristiyanlıkla 5. yüzyılda tanıştı. Orta Asya'da Nesturiliğin merkezlerinden biri oldu. İslam'ın Orta Asya'ya nüfuz etmesinden sonra, Nesturiler'in büyük kısmı İslam dinini kabul etti, geri kalanı da göç etti. Ancak 15. yüzyıla kadar Semerkant'ta hala Nesturiler yaşamaktaydı. Hristiyanlık Semerkant'ta birkaç yüzyıl sonra,

  1. yüzyılın ortalarından itibaren yeniden ortaya çıktı. Ortodoksluk, Semerkant'ın Rus İmparatorluğu tarafından ele geçirilmesinden sonra 1868'de Semerkant'ta yaygınlaşmaya başladı. 19. yüzyılın sonlarında, birçok kilise ve tapınaklar inşa edildi, 20. yüzyılın başlarında, çoğu SSCB sırasında yıkılan birkaç Ortodoks katedrali, kilise ve tapınak inşa edildi. Günümüzde Semerkant'ta, İslam'dan sonra ikinci büyük dini grup Rus Ortodoks Kilisesidir. Semerkant sakinlerinin yaklaşık % 5'inden fazlası Ortodokstur. Aralarında çoğunlukla Ruslar, Ukraynalılar ve Belaruslular ve kısmen de Semerkant'ın Korelileri bulunur. Semerkant, Moskova Patrikhanesi Rus Ortodoks Kilisesi'nin Orta Asya Büyükşehir Bölgesi'nin Özbekistan ve Taşkent eparşisinin Özbekistan Semerkant şubesinin merkezidir. Şehrin birkaç aktif Ortodoks kilisesi var: St. Alexiy Moscowskiy, Kutsal Bakire Şefaat Kilisesi, St. Kilisesi Muzaffer George'un yanı sıra bazı aktif olmayan Ortodoks kiliseleri ve tapınakları, örneğin St. George Pobedonosets.282930 Semerkant'ta da Polonyalılar, Almanlar ve Semerkant'ın bazı Ukraynalıları olmak üzere birçok Katolik te vardır. Semerkant'taki üçüncü büyük Hristiyan cemaat ise Ermeni Apostolik Kilisesi'dir. Ermeni Kilisesi'nin takipçileri on binlerce Semerkant Ermenisidir. Ermeniler, 19. yüzyılın sonlarından beri Semerkant'ta yerleşmeye başladı ve Semerkant'a gelişleri özellikle Sovyet döneminde arttı.31 Semerkant'ın batısında Ermeni Kilisesi Surb Astvatsatsin bulunur. Semerkant'ta ayrıca binlerce Protestanlık takipçisi ve ayrıca Kore Presbiteryen Kilisesine mensup Hristiyanlar da yer alır. Bu Hristiyan hareketleri Semerkant'ta esas olarak 1991'de Özbekistan 'ın bağımsızlığından sonra ortaya çıktı.32

File:Orthodox church in Samarkand 11-09.JPG|Orthodox Cathedral of St. Alexiy Moscowskiy File:Church Cover Blessed Virgin in Samarkand 12-55.JPG|Orthodox Church of the Intercession of the Holy Virgin File:Church of St. George Victorious Samarkand 08-19.JPG|Orthodox Church of St. George the Victorious File:Church of St. George Victorious in Samarkand 08-18.JPG|Orthodox Church of St. George Pobedonosets File:Church Saint John Baptist in Samarkand 23-38.JPG|St. John the Baptist Catholic Church File:St. Mary Church in Samarkand 10-54.JPG|Armenian Church Surb Astvatsatsin

Yahudilik

Buhara Yahudileri, Orta Asya’nın en eski etnik ve dînî gruplarından biridir. Farsça'nın bir lehçesi olan Buhori dilini konuşan Semerkant'ın Yahudi halkı da bu gruba dahildir.33 Pers imparatoru Kiros, Soğdiğana'yı ele geçirip Semerkant şehrini kurduktan sonra, yanında bulunan ve kendilerine güvenli bir sığınak arayan Yahudileri, Semerkant'ta iskan etmiştir. Yahudilik, Orta Asya’da özellikle İpek Yolu’nun yoğun ticarî faaliyetlere imkân vermesinden dolayı yayılma imkânı bulmuştur. Arapların bölgeyi ele geçirmesinden önce Soğdiana'da önemli Yahudi yerleşim birimleri bulunmaktaydı. Müslüman Arapların bölgeye geldiği 8. yüzyıldan sonra da Yahudiler bölgede ciddi bir nüfusa sahip olmaya devam ettiler. İspanyalı Yahudi bir seyyah olan Benjamin Tudela 12. yüzyılın sonlarında yalnızca Semerkant’ta 50.000 Yahudi bulunduğundan söz etmiştir. 14. yüzyılda Timur’un bölgeyi ele geçirdiği tarihlerde de Buhara ve Semerkant’ta yaşayan Yahudilere atıfta bulunulmuştur. Buhara Yahudileri’nden çeşitli tarihlerde İslam’ı kabul edenler olmuş, bunların bir kısmı zamanla bölgede egemen unsur olan Özbekler ya da Tacikler arasında erimiştir. Bunun dışında 18. yüzyılın ortalarında ve 19. yüzyılın erken dönemlerinde Buhara Yahudileri’nden Çala adı verilen bir grup ortaya çıkmıştır. Farsça "ne o ne bu" anlamına gelen Çala, Müslüman geleneğe bağlıymış gibi görünüp, gizli olarak Yahudiliğe bağlılıklarını sürdüren Buhara Yahudileri için kullanılmış bir terimdir. Çalalar, bir Müslümanın yapması gereken her şeyi yapar görünmüşler, bunun yanında kendi evlerinde Yahudi geleneklerini icra etmeye ve ibadetlerini gerçekleştirmeye devam etmişlerdir. Buhara Hanlığı’nda resmî olarak Çalalar diğer Yahudilerden daha çok hak ve imtiyaza sahip olmuştur. Çünkü onlar İslam’ı kabul eder görünmekle Müslüman tebaa statüsünü elde etmiştir. Semerkant, 1868’de Ruslar tarafından ele geçirildikten sonra Ruslara destek veren ve Buhara Emirliği'nin hakimiyetinden kurtulmak isteyen Yahudiler için, özellikle de Çalalar için bir çekim merkezi olmuştur. Çok sayıda Buhara Emirliği sınırlarında yaşayan Çala, 1868’den sonra kitle halinde Semerkant’a göç etmiştir. Buhara Emirliği sınırları içinde gizli olarak Yahudi ritüellerini ve geleneklerini sürdüren Çalalar Ruslar tarafından yönetimi ele geçirilen Semerkant’ta kendi Yahudi uygulamalarına dönebilmiştir. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Buhara Yahudilerinin yoğun olarak bulunduğu Özbekistan bağımsız olunca milliyet esasına göre oluşan devlet yapısı ve anlayışı, azınlıkları tedirgin etmiş, ve Buhara Yahudileri gibi çeşitli azınlıkların göç oranında önemli bir artış yaşanmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasını takip eden 5-6 yıl içinde binlerce Yahudi, yüzyıllardır yaşadıkları toprakları terk ederek İsrail, ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupaya göçerek Semerkant'tan ayrılmış geride az sayıda Buhara Yahudisi kalmış ve bu süreç yetkililerce engellenememiştir. Günümüzde Semerkant'ın doğusunda bugün sadece birkaç ailenin kaldığı Buhori dilini konuşan büyük bir Buhara Yahudisi mahallesi bulunur.

Kardeş şehirler

Horasan'daki Kardeş Şehirler;

Diğer Şehirler:

Galeri

Dosya:Торжествуют.jpg|Tarihi Semerkant, 1872 tarihli yağlı boya Dosya:'Claudius Bombarnac' by Léon Benett 28.jpg|Claudius Bombarnac, Leon Bennet tablosu Dosya:Рихард-Карл Карлович Зоммер - Самарканд, Узбекистан.jpg Dosya:Samarqand.jpg|Şehir içi görünüm Dosya:Samarkand, Uzbekistan.jpg|Uzaydan Semerkant şehri Dosya:Gorskii 04440u.jpg|Sher-Dor Medresesi. Dosya:Gorskii 04439u.jpg|Sart tarlaları. Dosya:Gorskii 04845u.jpg|At Yarışı

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Orijinal kaynak: semerkant. Creative Commons Atıf-BenzerPaylaşım Lisansı ile paylaşılmıştır.

Footnotes

  1. Room, Adrian (2006). Placenames of the World: Origins and Meanings of the Names for 6,600 Countries, Cities, Territories, Natural Features and Historic Sites, 2nd edition, London: McFarland, p. 330. ISBN 0-7864-2248-3. “Samarkand. City, southeastern Uzbekistan. The city derives its name from that of the former Greek city here of Marakanda, captured by Alexander the Great in 329 B.C.. Its own name derives from the Old Persian asmara, "stone", "rock", and Sogdian kand, "fort", "town".”

  2. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt I, sayfa 344.

  3. Osman Aydınlı, "Smerkant Tarihi-Fethinden Samanilerin Yıkılışına Kadar", İSAM, 2011: 88-99.

  4. Darmesteter J., "Hang-e Afrasiab", Études Iraniennes (1883): 225-27.

  5. Encyclopedia Britannica (Chicago: University of Chicago Press, 1984) Cilt 16, sayfa 204

  6. "Central Asian world cities ", University of Washington.

  7. Columbia-Lippincott Gazeteer, sayfa 1657

  8. Mir Seyyit Sultan Galiyev, önceleri Pantürkizm veya Türkçülük ve Müslüman reform hareketi (usul-ü dshedid) taraftarı bir Tatar siyasetçisidir.

  9. Karl Cordell, "Ethnicity and Democratisation in the New Europe", Routledge, 1998. p. 201: "Consequently, the number of citizens who regard themselves as Tajiks is difficult to determine. Tajikis within and outside of the republic, Samarkand State University (SamGU) academic and international commentators suggest that there may be between six and seven million Tajiks in Uzbekistan, constituting 30% of the republic's 22 million population, rather than the official figure of 4.7%(Foltz 1996;213; Carlisle 1995:88).

  10. Lena Jonson (1976) "Tajikistan in the New Central Asia", I.B.Tauris, p. 108: "According to official Uzbek statistics there are slightly over 1 million Tajiks in Uzbekistan or about 3% of the population. The unofficial figure is over 6 million Tajiks. They are concentrated in the Sukhandarya, Samarqand and Bukhara regions."

  11. Richard Foltz. A History of the Tajiks. Iranians of the East. London: I.B. Tauris, 2019

  12. Paul Bergne: The Birth of Tajikistan. National Identity and the Origins of the Republic. International Library of Central Asia Studies. I.B. Tauris. 2007. Pg. 106

  13. Католичество в Узбекистане. Ташкент, 1990.

  14. В. А. Нильсен. У истоков современного градостроительства Узбекистана (ΧΙΧ — начало ΧΧ веков). —Ташкент: Издательство литературы и искусства имени Гафура Гуляма, 1988. 208 с.

  15. Голенберг В. А. «Старинные храмы туркестанского края». Ташкент 2011 год

  16. Armenians. Ethnic atlas of Uzbekistan, 2000.

  17. Бабина Ю. Ё. Новые христианские течения и страны мира. Фолкв, 1995.

Kategoriler