merv ne demek?

Merv (Türkmence: Merw; Rusça: Мерв, Merv; Farsça: مرو, Marv, bazı çevirilerde Marw veya Mary; Çince: 木鹿, Mulu), Türkmenistan sınırları içinde tarihi İpek yolu güzergâhı üzerinde kurulmuş, Karakum Çölü'nde bir vaha şehridir.

Taş devri'nden beri çeşitli yerleşimlere ev sahipliği yapan ve uzun bir süre “Horasan’nın Kabesi” ve “Horasan’daki tüm şehirlerin anası” olarak tarif edilecek ölçüde siyasi, iktisadi ve ilmi bir merkez olan tarihi Merv şehri, 135 bin nüfusluönemli bir sanayi merkezi olan Mary şehrine yaklaşık 30 km. mesafededir.

Tarihi şehrin yanındaki modern şehir (Mary veya Marw), 1884 tarihinde Rusya'nın askeri ve idari merkezi olarak kurulmuş; Sovyetler Birliği zamanında pamuk üretim merkezi haline gelmiştir. 1968 yılında şehrin 20  km batısında büyük bir doğalgaz rezervi ortaya çıkarıldı. Tarihi Merv şehri ise 1987’de Türkmenistan tarafından arkeolojik park haline getirilmiş ve 1999’da UNESCO Dünya Mirası listesine girmiştir.

İsim kökeni

İbn-i Haldun (Abū Zayd ‘Abdu r-Raḥman bin Muḥammad bin Khaldūn), Mukaddime (Muqaddimah) ismindeki eserinde şöyle yazmıştır; "Güneyinde dağlar ve doğusunda çöl, Nişabur yatar sonra Marw ash-Shihijan gelir."1

Türk Dili'nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divân-ı Lügati't-Türk'te;

"''... Bir takımları da Türk sınırının " Merv-eş-şahıcan" dan başladığını söylerler. Çünkü Kaz'ın babası olan " Tonğa Alp er" Afrasyap demektir; " Merv" şehrini yapan zattır. Afrasyap burayı, "Tahmures2" tarafından şehrin iç kalesi yapıldıktan üç yüz sene sonra kurmuştur."3

Tarihçe

Merv, Yeni Taş Devri (Cilalı Taş Devri veya Neolitik Devir)nden beri konumlanmış, ilk defa en yüksek çağını Milâttan önce 2. yüzyıldan kalma Erk-Kala diye tanınan oniki hektar büyüklüğünde bir yerleşim yerinden bilinir.

Büyük İskender’in seferinde burayı ele geçirmiş ve Alexandria margiane (eski Yunanca: Άλεξάνδρεια μαργιάνη) ismini verip, böylece Polis (pólis, πόλις, çoğul: póleis) denilen antik yunan şehir devletini kurmuştur. Selevkos İmparatoru Antiokus I Soter şehri yıkıp, yerine Antiochia in Parthien denilen yeni bir şehir yaptırmıştır. Şehir sonraki yüzyılda Partlar'ın eline geçti;, daha sonra antik çağın sonuna kadar Sasaniler tarafından yönetilmiştir. Milâttan sonra Sasani İmparatorluğu'nun son kralı III. Yezdigirt (Farsça'da: یزدگرد سوم, "Tanrı tarafından yaratılan") İslam ordularına yenilip doğuya doğru kaçtığında buraya sığınmış; yakındaki bir köyde öldürülmüştür. Şehir bu olaydan hemen sonra Müslüman Arapların eline geçti.

İslâm dönemi

Halife Osman devrindeki fetih harekatı sırasında Merv şehrinin reisi Araplarla anlaşıp şehri teslim etti ve şehre Benî Mâhân Camii inşa edildi4. Emeviler devrinde Merv şehrini bazen Irak genel valisi, bazen de bizzat halifenin tayin ettiği valiler yönetmekteydi. 697’de Mühelleb b. Ebû Sufre’nin Horasan’a atanmasından sonra şehrin hâkimiyeti üç nesil boyunca Mühellebîler’in elinde kaldı.5 Merv’in ikinci camisi olan Mescid-i Atîk’in bu dönemde inşa edildiği düşünülür.

Abbâsî ihtilâli 747’de Merv’de patlak verdi. Merv doğumlu komutan Ebû Müslim Horasânî, İranlı köylülerle diğer mevâlîden oluşturduğu ordusunun başında şehre girdiğinde Emevîler’in(Arapça: بنو أمية/الأمويون, Farsça: اموىان) son Horasan valisi Nasr b. Seyyâr ailesiyle birlikte kaçtı.6

Şehir, Abbasi halifesi Memun (Arapça: المأمون‎; al-Ma'nun) (yönetimi 813-833) zamanında başkentlik yaptı. Müşkân kapısı yakınlarında bir saray ve askerî garnizon inşa ettirmesinden sonra şehir o yönde genişlemeye başladı.

Ünlü yahudi gökbilimci, matematikçi Saul ben ibn Bishr (Saul ibn Bishr al-Israili; Zahel veya Zael isminde de tanınır), Abbasiler devrinde Merv'de yetişmiştir.

Halife Memun’un Bağdat’a dönmesinin ardından Merv idaresi Horasan Tâhir b. Hüseyin’e verildi; şehir bir süre Abbasi Devleti’ne bağlı Tâhirî hânedanının idare merkezi oldu. Zamanla Tâhirîlerin merekzi Nişabur’a kaysa da Merv, ekonomik önemini korudu. Tahirilerin ardından Samanî ve Gazne yönetimine girdi. Merv, merkez olma özelliğini yitirse de büyük bir şehir olarak varlığını sürdürdü.7

Selçuklular dönemi

Türk Hakanı Afrâsîâb'ın kurduğu rivayet edilen Merv şehrini Selçuklu Çağrı Beğ 1037 yılında feth ederek, iç kaleye girmiş ve atının örtüsünü yere koyup "taht gibi" üstüne oturmuştur8 Bu tarihten sonra Merv şehri Selçuklular’ın önemli yönetim merkezlerinden biri haline geldi. Selçuklu tehlikesine son vermek için 1040 yılında Merv şehrine yürüyen Gazne Sultanı Mesut'un yenildiği Dandanakan Muharebesi'nden sonra Büyük Selçuklu Devleti kurulmuş kabul edilir.

Çağrı Bey'in 1060’ta Merv ve Nişabur arasındaki ölümünden sonra cenazesi Merv’e getirildi; Büyük Selçuklu tahtına oğlu Alp Arslan çıktı. Merv şehri, yönetimi Selçuklu şehzadelerine bırakılan Horasan vilayetinin merkezi oldu. Alp Arslan 1072’de Mâverâünnehir Seferi sırasında öldürüldüğünde cenazesi Merv'e getirilerek babası Çağrı Bey'in yanına gömüldü. Büyük Selçuklu Devleti’nin son sultanı Sencer, tahta çıkmadan önce yirmi yıl devamlı Merv şehrinde Horasan vilayetini yönetmişti. 1118’de Selçuklu tahtına çıktıktan sonra batıda yeni bir kale (Sultan Kale) inşa etti ve şehir yeni kalenin etrafında gelişti. Sultan Sencer tarafından başkent ilan edilen Merv, bir ilim merkezi haline geldi.

Sultan Sancar’ın Katvan Muharebesi’nde Karahitaylar’a yenilmesinden sonra Merv şehri kısa bir süre için Harezm Şahı Atsız’ın yönetimine girdi; halkından pek çok kimse katledildi. Ertesi yıl şehre yeniden hakim olan Sultan, 1153’te çıkan Oğuz isyanı’nda esir düşüp Merv hankahına kapatıldı; şehir ise 3 gün 3 gece yağmalanıp tahrip edildi.9 Sultan Sencer 3 sene esaretten sonra kurtarılmış; ertesi yıl hayatını kaybedip Merv’de daha önce yaptırdığı türbeye defnedilmiştir. Türbe, Türkmenistan’ın sembolü durumundadır.

Merv’deki Selçuklu eseri Sultan Kale içinde günümüze kadar gelen başlıca yapılar Sultan Sencer türbesi, Yusuf Hemedani'nin mezarı ve Şehriyâr-Erk kurganıdır. Muhammed ibn Zayd türbesi, çanak, çömlek ve diğer kalıntılar bu alanda bulunur.10

Moğollar dönemi

Sultan Sencer’in ölümü ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Harzemşahlar ve Gurlular arasında el değiştiren Merv, 1221’de Cengiz Han'ın emrindeki Moğollar tarafından yağma edilmiş, halkının neredeyse tamamı öldürülmüştür.

Timurlu hükümdarı Şahruh, şehri tekrar eski günlerine döndürmeye çalışmıştır.1410’da Merv vadisinde bulunan Murgab barajının (Sultanabad diye de bilinir) yeniden temizlenmesi ve yeniden açılmasını emretti.11 Barajın restorasyonu bir ayda tamamlandı. 1418’de Sultan Kale’ye 2 km. mesafede yeni bir kale ve kale içi yerleşim kurdu. O dönemden kalan kale yıkıntıları Abdulllah Han Kale olarak bilinir. Şâhruh’un attığı temeller üzerine selefleri Sultan Ebu Said ve Sultan Hüseyin, Herat ve Merv bölgelerinde sulama ağlarını genişletmeye devam ettiler. Cengiz Han işgalinden bu yana harabe haline gelen Merv vadisi canlandırıldı.

16.-19. yüzyıllar

Şehir, 16. yüzyılda Özbekler ve Safeviler arasında rekabet konusu oldu. Bu dönemde Merv’den geçen ticaret yolları güvenlik endişesiyle Herat’a taşındı.

1785’te Buhara Emiri Şah Murad’ın Murgab bendini yıkıp halkı sürgüne göndermesi yüzünden şehir canlılığını tamamen kaybetti. 1795’ten sonra Türkmen kabilelerinin Merv şehrinde tekrar yoğunlaştı.12

19. yüzyıl başında Merv, Buhara ve Hive Hanlıkları arasında sürekli el değiştirdi.

Merv konusunda İngiliz-Rus yarışları (Büyük Oyun)

Rusya, 1865’te Hokand, Buhara ve Hive hanlıklarının işgal ettikten sonra Türkmenlere karşı harekete geçti. Göktepe Savaşı’ndan sonra yaşanan Göktepe katliamının yaşandığı işgal sürecinde Merv şehri 1884’te Rusların eline geçti. Merv’in işgali, on dokuzuncu asır boyunca devam eden İngiliz-Rus rekabetinin önemli bir halkasını oluşturmuştur.

Rusların, Hindistan üzerinde gizli emelleri ve planları olduğuna inanan İngilizler, onların Orta Asya’da Hindistan’a doğru işgal ettikleri her toprak parçasında büyük kaygılar duymuşlardır. Bu kaygılarından dolayı bölgeye ajanlar göndermişler, Ruslarla çetin bir diploması trafiği kurmuşlar ve zaman zaman da Afganistan ve İran'da işgallerde bulunmuşlardır. "Büyük Oyun" olarak isimlendirilen İngiliz-Rus rekabeti, Merv'in 1884 yılında Farslılarla Türkmenler arasındaki anlaşmazlıktan fırsat bilen Alexander Wissarionowitsch Komarow komutasındaki Ruslar tarafından işgali sırasında ateşli bir seyir izlemiştir. Rus hakimiyeti altında askerî ve bozuk bir düzenin baskısına maruz kalan Türkmenlerin geleneksel yaşam tarzlarında hemen değişiklik olmamış, ancak şehirleri ve zengin toprakları yeni gelen Rus ve yabancı göçmenler tarafından ele geçirilmiştir. Ruslar ile İngilizler arasındaki sınır belirleme siyaseti nedeniyle bir kısım Türkmenler Afganistan ve İran idaresi altında kalmışlardır.

Rusların istilası sırasında 2,500 km<sup>2</sup> büyüklüğündeki Merv vahasında konumlanan, Merv bir küçük şehirdir13, Türkmenistanın bir parçası ve çoğunlukla Teke, Sarı, Salor, Ersari, Ata, Mahtim ve Yamud14 isminde Türkmen (Oğuz) boy ve oymakları tarafından yerleşilmiştir. Teke15 Türkmenleri ortalama sayıları 250.00016 olan en büyük oymaktır.17

Kardeş şehirler

Horasan'daki kardeş şehirler;

Kaynakça

Dış bağlantılar

Orijinal kaynak: merv. Creative Commons Atıf-BenzerPaylaşım Lisansı ile paylaşılmıştır.

Footnotes

  1. Cf. A. Jakoubovsky in EI Supplement, s.v. "Merw al-Shahidjan"

  2. Firdevsi (Farsça: فردوسی Ferdowsī、Arapça: ابو القاسم منصود ابن حسن فردوسى طوسى Abū al-Ghāsem Mansūr ebn Hasan Ferdowsī Tūsī), Samaniler ve Gazneliler dönemleri İran edebiyatının önde gelen Fars şairin Şehnamesinde söz edilen Tahmuras (Tahmures), yeni Farsça'da Ṭahmūraṯ denilen kişidir.

  3. Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt III, sayfa 149.

  4. Tabakât al-Nâşiri sayfa 127.

  5. 1880 yılında ilk kaba arkeolojik araştırma 70 km² alanda yapılmış. Daha geniş arkeolojik araştırma Evgen Michael Masson denetimi altında 1946-53 yıllarında yapılmıştır.

  6. Yakubovskiy, A. (1997), “Merv,” İslam Ansiklopedisi, Cilt 7, sayfa 776, Eskişehir: MEB, 1997.

  7. Marvin, Charles (1883), The Russians at Merv and Herat, and Their Power of Invading India, London: W. H. Allen & Co.: 196

  8. Teke, Salur boyu'nun bir oymağıdır.

  9. (Vambery, Arminius (1885), The Coming Struggle for India, London: Cassell&Co. : 42; Hopkirk 1992: 402

  10. Togan, A. Zeki Velidi (1947), Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi, İstanbul: Arkadaş, İbrahim Horoz ve Güven Basımevleri, sayfa 75.

Kategoriler